KAPAT Siz de kendinize ait "adiniz.elektronikmerkezi.org"
ismiyle bir blog oluşturun ve kendinize ait makalelerinizi, yazılarınızı tüm dünya ile paylaşın !
Hemen Ücretsiz Bir Blog Edin!

Yeni devre elemanı: Memristör

Leon Chua, 1971 yılında, memristor adını verdiği bir devre elemanıyla ilgili matematiksel bir modeli tanıtmış. makalesinin özetinde kısaca diyor ki; “memristor adı verilen, 2 terminalli, çalışma prensibi, akım ve akı arasındaki bağlantıyı kullanan 4. basit devre elemanı tanıtılıyor. Maxwell teoremlerinin quasi-static (çevre etmenleri değişse bile sisteminizin arka arkaya equilibrium durumuna girerek kararlılık göstermesi) açılımları kullanılarak elemanın çalışma prensibindeki bu bağlantı, elektro-manyetik alanlar şeklinde ifade ediliyor. Memristor’ların bir çok devre teorisi ile ilgili özelliği gösteriliyor. Görülüyor ki, bu eleman, direnç, kondansatör ve indüktörden farklı bir çalışma prensibi sergiliyor. Bu özellikler, sadece RLC devreler kullanılarak yapılamayacak bir çok sistemin gerçeklenmesini mümkün kılıyor. Sistem içinden güç almayan fiziksel bir memristor elemanı hala oluşturulamamasına rağmen, aktif devrelerin yardımıyla, çalışan laboratuvar modelleri üretildi. Memristor’ların olası uygulanma alanları ve özelliklerini göstermek amacıyla bu deneylerin sonuçları sunulmaktadır.” ve 37 yıl sonra, hp laboratuvarlarındaki araştırmacılar, fiziksel olarak gerçeklenebilir ilk memristor’ı ürettiler.. Yazının devamı için bildirgeç sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Belirsizlik İlkesi

Otomobille yola çıkan ve bize yola çıkış saatini bildiren insanların yaklaşık da olsa saat kaçta nerede olacaklarını tahmin ederiz. Bu tahminimiz, arabayı kullananın trafik canavarı ruhuna sahip değilse çoğunlukla doğru çıkar. Bir uyduyu Dünya çevresine yerleştirmek istesek, istediğimiz uzaklıktaki bir yörüngeye yerleştirebiliriz. Klasik fizik yasaları, bize kesin öngörme olanakları verir. Örneğin bir roketin ateşlendikten sonra izleyeceği rotayı, bir süre sonra varacağı noktayı kesin olarak hesaplayabiliriz. Roketin hızını ve rotasını etkiyebilecek değişkenleri daha duyarlı ölçersek hesaplarımız daha doğru olur. Gerçekte erişebileceğimiz doğruluğun sınırı yoktur. Klasik fizikte hiçbir şey şansa bırakılmaz, fiziksel davranışlar önceden tahmin edilebilir. Oysa modern fizikte fiziksel davranışlar, olasılıklar açısından öngörülebilir.

1920′lerde Niels Bohr ve Werner Heisenberg, atomlardan daha küçük taneciklerin davranışlarının ne dereceye kadar belirlenebileceğini görebilmek için düşünsel deneyler tasarladılar. Bunun için taneciğin konumu ve momentumu gibi iki değişkenin ölçülmesi gerekliydi. Tanecik şu anda nerededir? Kütle ve hız çarpımı nedir? Onların eriştiği sonuca göre ölçümde daima bir belirsizlik olmalıydı ve bu belirsizliklerin çarpımı Planck sabitinin 4 pi’ye bölümüne eşit veya ondan daha büyük bir sabit oluyordu. Heisenberg belirsizlik ilkesi diye anılan bu ilkeye göre: bir taneciğini konumu ve momentumu aynı anda tam bir duyarlılıkla ölçülemez. Örneğin bir taneciğin konumunu kesin şekilde belirleyecek bir deney tasarlasak, onun momentumunu duyarlı şekilde ölçemeyiz; momentum belirlenebiliyorsa bu kez de taneciğin konumunu belirleyemeyiz. Basit bir deyişle, eğer bir taneciğin nerede olduğunu kesin olarak biliyorsak, aynı anda taneciğini nereden geldiğini veya nereye gittiğini kesin şekilde bilemeyiz. Benzer şekilde bir taneciğini nasıl hareket ettiğini biliyorsak onun nerede olduğunu belirleyemeyiz. Bir parçacığın momentumunun ya da konumunun ayrı ayrı belirlenmesinde bir sınır yoktur. Ancak momentum ve konum aynı anda yani aynı dalga fonksiyonu için belirlenmesinde temel bir sınır vardır. Geri kalanını oku »

Atom Dengesi

Elektronların sahip oldukları enerji ile son derece kusursuz bir denge meydana gelir. Bu dengeyi şöyle bir örnekle açıklayabiliriz: Uzun bir çubuğun ucunda geniş bir tabağı sabit tutmanız normal şartlarda imkansızdır. Ama eğer tabağı belli bir hızda döndürürseniz, tabak çubuğun ucunda durur. Tabak, hızını kaybettiğinde ise kaçınılmaz olarak düşüp kırılacaktır. Dolayısıyla böyle bir denge için gerekli olan tek şey uygun düzeyde enerjidir. İşte evrendeki başlıca dengelerin temelindeki sır budur. Gezegenleri Güneş’in, elektronları ise atom çekirdeğinin çevresinde tutan gücün kaynağı bu enerjidir. Elektronlar büyük bir hassaslıkla ayarlanmış bu enerji sayesinde çekirdeğin çevresinde hiç durmadan dönerler. Yüksek enerjileri nedeniyle yaptıkları bu dönüş hareketi onların çekirdeğin etrafından savrulup uzaklaşmalarını engellemektedir.

Geri kalanını oku »

Işık Hızının Tespiti

Fener metodu: Tarihte ışık hızı çeşitli metotlarla ölçülmeye çalışılmıştır. Işığın hızını ilk ölçmeye kalkışanın Galileo olduğu söyleniyor. Galileo bir tepenin üstünde arkadaşı diğer tepenin üstünde, önce Galileo elindeki feneri yakıyor, arkadaşı fenerin ışığını görünce bu sefer o elindeki feneri yakıyor, Galileo arkadaşının fenerinin ışığını görünce geçen toplam zamanı ölçüyor. İki tepe arasındaki mesafeyi geçen zamana böldüklerinde ışığın hızını hesaplıyorlar. Fakat bu sağlam bir yol olmadığından ışığın hızını ölçemiyorlar.

Jüpiterin uydusu metodu: Işığın hızını ilk defa başarılı bir şekilde 1675 yılında Roemer ölçmüştür. Roemer yaptığı uzun süreli ve sabırlı gökyüzü gözlemlerinde Jüpiter’in uydularından Io’nun tutulmasındaki gariplik dikkati çekmişti. Dünya ile Jüpiter birbirine yakınken Io’nun tutulması az, uzaklık artınca da çok sürüyordu. Roemer haklı olarak bunu Dünya ile Jüpiter arasındaki mesafe artınca ışığın daha fazla yol almasına bağladı. Geri kalanını oku »

YAPAY ZEKA NEDİR ?

Yapay Zeka nedir ? sorusunun cevabını ancak zekanın ne olduğunu tanımlayabilirsek verebiliriz.Zeka; öğrenme, anlama ve düşünme yeteneğidir. Yapay Zeka; kısaca tanımlarsak, bilgisayarların öğrenme, anlama ve düşünme yeteneğine sahip olmasıdır diyebiliriz.Yani bizdeki zekanın yapay hali.Yapay Zeka kuramı ilk kez bilgisayar bilimlerinde ortaya konulmuştur.Bunu derken şunu kastediyorum: öncelikle Y.Z., yapay zeka kuramı olarak ilk kez bilgisayar bilimlerinde ortaya çıktı.Fi tarihinde birileri Y.Z. fonksiyonunu gerçekleştirecek bir oluşumu düşünmüş ve hayal etmiş olabilir 1 .Y.Z.’nın küçük bir işlevini gerçekleştirmiş olabilir.Ama bu yapay zeka kavramının o zamanlarda ortaya çıktığını göstermez. Geri kalanını oku »

DNA ve Teknolojide Yeni Bir Dönüm Noktası: "DNA Bilgisayarı"

DNA ve Teknolojide Yeni Bir Dönüm Noktası: “DNA Bilgisayarı”

Popüler bilim, araştırmalarındaki sınırsızlığını çağımızın belki de en önemli nedenine ‘gen’lere yönelterek devam ettirmeye çalışıyor.

İnsan gen haritası projesi, bitiş çizgisine geldi.
Bu Proje, 250 milyon dolarlık maliyeti ile bugüne dek gerçekleştirilen en pahalı, en kapsamlı bilimsel çalışma. Araştırmayı destekleyenler,  haritanın tümüyle çıkartılması sonucunda, ömrün uzamasının yanı sıra, kanserden  kellik sorununun çözümüne, bunamadan  depresyona dek pek çok hastalığın tanım ve tedavisinde köklü değişikliklere gidileceğini ve kader kavramının değişik boyutlara ulaşabileceğini öngörüyor.
Karşı olanlar ise, insan yaşamında gizliliğin sona ereceğinden, iş ve çalışma hayatında genetik ırkçılığın başlayacağından kaygı duyuyor. Projenin tamamlanmak üzere olduğu şu günlerde kesin olan tek şey, bitiş çizgisini göğüslemenin en çok biyotek endüstrisinin işine yarayacağıdır.
İnsan genlerinin deşifre edilmesi konusunda çalışan beş laboratuarın yetkilileri, son güne kadar rutin olarak her cuma, sabah saat 11.00′de birbirlerini telefonla arayarak gelişmeler hakkında bilgi veriyordu.
Mart ayının ortalarında İnsan DNA’sındaki 3.2 milyar dolayındaki kimyasal molekülün iki milyarı okunmuş durumdaydı. Diğer bir deyişle, çalışmanın yaklaşık üçte ikisi bitmişti.
Üzerinde 1.100 kişinin (bilgisayar uzmanları, biyologlar ve teknikerlerden oluşan bir uzman ordusu) çalıştığı projeye on üç yıl önce başlandı. Altı ülkede, on altı laboratuarda sürdürülen çalışmaların büyük bir kısmı ABD hükümeti ve İngiliz Wellcome Trust tarafından finanse edildi. Konuya yakın ilgi duyan ve devletle yarışa kalkan özel sektör bitiş çizgisini önce göğüslemek için hızını artırınca, özel sektörün soluğunu ensesinde hisseden kamu görevlileri, günde yirmi dört saat, haftada yedi gün çalışarak dakikada on iki  bin hücresel molekülü okuma hızına ulaştı. Ve içinde bulunduğumuz haziran ayında  haritanın yaklaşık yüzde 90′ı, yüzde 99.9′luk bir doğrulukla açıklandı. Geri kalanını oku »